Gençliğimde
uykusuzluk örgütü denilen yasa dışı bir oluşumun kıdemli bir mensubuydum.
kişisel sebeplerle örgütten ayrılıp izimi sildiğim günden beridir de bu örgütün
ideallerine hiç itibarım kalmamıştır: Aşıkların
baştacı ettiği ay ışığını ben kaseye sıkıp köpürtür, bununla traş olurdum.
bilginlerin, şairlerin gözlerini alamadığı yıldızlar var ya?
Ben onları baharat diye kahvaltıma serper, üzerine de ortadoğu kara
kuvvetleri komutanı gibi taşaklarımı kaşıya kaşıya geğirirdim.
Sonunda beni buldular. Bir
akşam vakti evimde çalışıyordum. Evrendeki tüm
perilerin birbirine yaylarla bağlı olabileceğine ve bunları okşayarak ufak
salınımlar yaratılabileceğine dair bir hesaplamaydı sanırım.
Kapı çalınmadan açtım. Benim için yollanan
minik adam somurtmuş, karşımda duruyordu.
"Gidelim" dedi. "Gidelim" dedim.