Oda Tadıcılığı

Ben oda tadıcısıyım. Az bilinen gizli bir meslektir bu.

Tıpkı şarap tadıcılarının şarabı koklayıp ağızlarında dolaştırdığı gibi, ben de bir odaya girdiğim zaman varlığımı odaya bandırıp üç boyutun her biriyle kendimi bir güzel yıkarım. En boy ve yükseklik dengesine, cisimlerin gölgesine bakarım. Bazen odanın en köşesine gidip kafamı yere dayarım ki paralel çizgilerin perspektifi şöyle haşmetle çıksın ortaya. Zaman da önemlidir! Kimi odada saatimin saniye iğnesi ikişer ikişer atar mesela.

Bu işi o kadar uzun zaman yaptım ki odanın her türlüsünü gördüm. Yapayalnız bomboş olanından tut da kaligrafik duvar kağıtlı japon kerhanelerine kadar... Birinin yeri ayrıdır yalnız, onu durup durup hatırlarım.

Eski bir dostun kendi tasarladığı bir odaydı bu. "Herkese açmam bak" deyip beni içeri iteleyince "Nerede uzam, nerede ışık" diyemeden gözlerim kamaştı. Kısa pantolonlu çinliler odanın daracık koridorlarında uçurtma uçuruyor, sakallı tanrılar tansiyon ve şekerlerine hiç aldırmadan iri kalçalı sevgililerinin pişirdiği baharatlı ve yağlı yemekleri mideye indiriyordu. Bir pazar yeri gibi, hasır torbaların içinde fıstıklı sarmalar, rakı şişeleri, rengarenk mürekkepler ve kokusu insanın aklını başından alan kahve çekirdekleri vardı burada, ve boş bir el arabasıyla dolaşan gözü yaşlı bir dilber suzinak makamından çığırıyordu: "Tahriğin, cilvenin bini bir paraayaaa".

Yoruldum sonra, dışarı çıktım hava almak için. Keşke çıkmamış olaydım. Cilveli meslektir oda tadıcılığı.



Dervis Vural

Dervis Can Vural